|
j@nİk
|
 |
« : 16 Haziran 2008, 10:45:15 » |
|
RUMELİ'NİN KAYBI VE ATATÜRK'Ü ANLAMAK...
Bir gün Mustafa Kemal Atatürk'ün sofrasında ,Garp Trablusu ,Balkan Harbi ve Rumeli'nin müdafaasına ait söz açılmıştı .Büyük Atatürk'te bu dönemlere ait hatıralarından bahsederken söze şöyle girdi: "Balkan Harbi patladığı zaman ben Garp Trablusu'nda bulunuyordum .Eğer o sırada ben orada bulunmayıp da Rumeli'nin herhangi bir noktasında bulunsaydım ,O Balkan faciası olmazdı"
Yine devam eder: "Çünkü Selanik Kolordusu'nda bulunurken küçük Balkan Devletlerinin birleşerek müşterek bir taarruz yapmaları ihtimalini düşünüyorduk. Ben böyle bir ihtimale karşı takip ve tatbik edilecek müdafaa planı üzerine çalışmıştım." Görüyorsunuz, Mustafa Kemal'in bütün öngörülerine ve hesaplarına rağmen,Rumeli avucumuzun içinden kayıp gitmiştir. Dönem itibarıyla Mustafa Kemal ,İttihat ve Terakki Teşkilatı içinde ihtiraslarına gem vurulamaz bir şahsiyet olarak tanınıyordu. Bunun ne kadar yanlış olduğu,yaşananlar ile ortaya çıktı. İttihat ve Terakki'nin önemli şahsiyeti Talat Paşa , Mustafa Kemal'in kendisine Rumeli'nin müdafaası ile ilgili anlattıkları üzerine ,İttihat ve Terakki'nin Genel Sekreteri Hacı Adil Bey'e "gördün mü bizim deliyi" diye nitelendirme yapması,Balkanların kaybındaki gaflet ve ihanetin ölçüsünü belirlemektedir. İslam Tasavvufunda deli ile veli arasında bir kıl perdesi kadar farklılık olduğu kabul edilir. Mustafa Kemal'in; yaşadığı dönemin içerdiği şartlar göz önüne alındığında,milleti ve devleti için delilikler yapmış büyük bir veli olduğu ortaya çıkmıştır. İyi ki o delilikleri yapmışta ,bu gün devletimiz ve Türk milleti ayakta kalmıştır. Ya aksi olsaydı? 1920'de Bursa'ya giren Yunan askerlerinin doğru Osmanlı-Türk Devletini kuran ceddimizin türbesine koşup sandukaları tekmeleyerek: "Kalk da ceddini kurtar!" diye seslenmeleri ya da Kâbe yolunda Müslüman hacılara işkence eden Haçlı Renaud'un: "Hadi Muhammed'inize haber verin de gelip sizi kurtarsın!" diye yaptığı zulüm ; bizler tarafından asla unutulmadı. Ancak Türk kadınının sadece örtüsüne değil namusuna da musallat olan İngiliz,Fransız,Ermeni,Yunan vs. diğer toplulukları unutturan tarikatçı ve cemaatçi zihniyet ile bunların siyasi uzantıları; bu gün dününü unutmuş kızlarımıza: "Türkiye Cumhuriyeti kurulacağına keşke bu topraklarda İngilizler kalsaydı" dedittirerek , esas baklayı da ağızlarından çıkarttırıveriyorlar "benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz" Bu kızcağız nereden bilsin ki; bu gün yaşadığı hürriyetin en amil sebebinin , Mustafa Kemal Atatürk ile onun etrafında mücadele etmiş insan topluluğu olduğunu. Onun geçtiği eğitimde bunların hiç biri yok. Ona , " dünyanın en medeni ve demokratik coğrafyası ABD,İngiltere ve AB'dir" diye anlatıyorlar. Gözleri kör eden eğitim: onun yanı başımızdaki Irak'ı görmesini ve anlamasını bile engelliyor. Atatürk'ü anlamamanın ve onun izini takip etmemenin ,dün ve bugün yarattığı sonuçları sizlere kalemim izin verdiği ölçüde anlatmaya çalışıyorum. Günümüzde yine büyük tahribatlar yapılıyor. Bu yıkımı yapanlar elbette tarih önünde mutlaka hesap verecek. Ancak Rumeli'nin kaybında olduğu gibi iş işten geçmiş olacak. Son sığınağımız olarak gördüğüm Kazakistan'da bulunan Tanrı Dağları'na yeniden doğuş için çekilecek olan çocuklarımız; her halde orada "Elveda Anadolu" dizisini seyredecek ve akılları başlarına şimdi olduğu gibi gelmemişse, birbirlerine eblek eblek bakacaklardır. Bu işin latifesi ama,gidişatı anlamak ve tedbir almak zamanı çoktan gelip geçmiştir. Rumeli-Balkan Türkleri,tuzağa düşmeden,başına gelenlerden aldığı dersle ,Türk milletinin sıkıntılardan kurtuluşuna önderlik etmelidir. Büyük Atatürk,her halde bizden bunu bekliyordur.
Özcan Pehlivanoğlu
RUMELİ BALKAN TÜRKLERİ FEDERASYONU Genel Başkanı
|